9. Sınıf Tarih Otuz Yıl Savaşları Konu Anlatımı

9. Sınıf Tarih Otuz Yıl Savaşları Konu Anlatımı

9. Sınıf Tarih Otuz Yıl Savaşları Konu Anlatımı Videosunda konuyu daha iyi kavramanız için 9. Sınıf Tarih Otuz Yıl Savaşları Konu Anlatımı konusunu temelden anlatarak 9. Sınıf Tarih Otuz Yıl Savaşları Konu Anlatımı Sınavda karşınıza çıkabilecek soru tiplerine benzer sorular çözecektir.

Konuyu daha iyi anlamak için;

1. Videoyuyu izlerken konun önemli yerlerine ait kısa kısa notlar almanızı.
2. İzledikten sonra konu ile ilgili sorular çözmeni öneriyoruz.

9.Sınıf Ek Kaynaklar:

9. Sınıf Tarih Otuz Yıl Savaşları Konu Anlatımı konusuna çalıştıktan sonra 9.Sınıf Tarih Ana başlığına giderek 9.Sınıf Tarih ders notlarımızı, 9.Sınıf Tarih konu anlatımlı videoları, çözümlü ve yazılı sorularını inceleyerek konuyu daha iyi kavrayabilirsiniz. Ana başlığına gitmek için aşağıdaki linki tıklayınız.

Otuzyıl Savaşları on yedinci yüzyılda Hıristiyanlığın Avrupa kıtasındaki mezhep kavgalarının 1618-1648 yılları arasındaki safhası. On altıncı yüzyılda başlayan mezhep kavgaları, 17. yüzyılda da devam etti. Otuzyıl savaşları tarih olarak 1618-1648 olarak sınıflandırılmasa da, Ünlüolanı bununla adlandırılmasıdır.

Avrupa’daki dini kökenli mezhep savaşlarının sonuncusu kabul edilen Otuzyıl Savaşları, Katolik Kutsal Imparatorluğa karşı Protestan Alman prenslerinin mücadelesi olarak başladı. Dini sebeplerle başlayan savaşlarda, Habsburg ve Bourbon hanedanlarının siyasi mücadelesinin de rolü vardır. Ayrıca 3 Ekim 1555 Augsburg Antlaşmasıyla yasaklanan, kilise mallarının kamulaştırılmasına Protestan prensler tarafından devam edilmesi, bazı Alman prenslerinin bu antlaşmada tanınmayan Kalvinciliği benimsemeleri, Maximilian Von Bayern ile Ferdinand Von Steiermark dükleri tarafından desteklenen tarikatçı Cizvitlerin karşı reformu büyük bir şiddetle tatbik etmeleri savaşların temel sebeplerinden sayılabilir. Katolik ilerlemelerine karşı koyabilmek için bir Kalvenci olan Pflaz, 1608′de Seçici bütün Protestan devletlerinden meydana gelen “Protestan Birliği”ni kurdu. Bavyera Dükü de 1609′da Katolik devletlerle prensliklerin katıldığı “Kutsal Alman Birliği”ni Protestan Birliğe karşı kurdu. Her birlik silahlanarak ordu hazırladı. Birlik kuvvetlerinin başına Ünlü kumandanlar getirildi. Protestan Birliği Ordusu Mansfeld ve Thurn, Kutsal Alman Birliği Ordusu da Tilly kontu kumandasındaydı. Bohemya Protestanları, Ferdinand Von Steiermark’ın 1617′de kral seçilmesiyle, 1609′daki Kralın buyruklarının kalkması korkusuyla Imparator Matthias’ın iki yardımcısını 23Mayıs 1618′de Prag’da pencereden atıp, asi bir hükümet kurdular. Çekler, Imparator Matthias’ın 1619 Martında ölümünden sonra Ferdinand Von Streiermark’ın Ağustosta tahttan düştüğünü ilan ederek, tacı, Protestan Birliğinden Pfalz, seçici Beşinci Friedrich’e verdiler. Ferdinand Von Steiermark, seçiciler topluluğu içinde çoğunluğu Protestanlara veren bu kararı tanımadı. Bavyera birliklerinin desteğiyle Prag yakınlarındaki Bela Hora’da 8 Kasım 1620 tarihinde zafer kazandı. 1621′de Bohemya’da çok ağır bir baskı idaresi devam ederken, imparator, Pflaz ünvanını kaldırdıktan sonra seçicilik hakkını Bavyera düküne verdi. Katolikler Seçiciler Meclisinde çoğunluğu sağlayınca, Alman Protestan prenslerini korkutan bu cüretli siyaset, çatışmanın yayılmasına sebep oldu.

Ikinci Ferdinand ünvanını alan Ferdinand Von Steiermark Pflaz’ın kaldırılmasından sonra Almanya içlerinde ilerledi. On iki yıl sonra 1621′de Hollanda da, Ispanya-Flemenk Antlaşmasının bozulmasıyla, savaş tekrar başladı. Fransız Richelien, Ispanya ve Avusturya Habsburglarının ittifakının önüne geçmek için 1625′te Valteline’i işgal etti. Danimarka Kralı Dördüncü Christian’ı destekledi. Ikinci Ferdinand güçlenerek, 6 Mart 1629′da Iade Fermanını çıkardı. Ikinci Ferdinand, Regensburg Diyet Meclisinin desteği ile 1630′da oğlunu Roma Kralı tayin etmek isteyince, Alman ve Bavyera seçicileriyle birlikte Fransız diplomasisinin ortaklaşa hareketi neticesinde buna muvaffak olamadı.

Richelieu, Ikinci Ferdinand’ın faaliyetlerine karşı Isveç Kralını ona rakip çıkardı. Isveç KralıIkinci Gustaf Adolf, koyu bir Protestan olup, Baltık Denizini ülkesinin gölü haline getirmek idealindeydi. Ikinci Gustaf, köylülerden meydana gelen, dindar, disiplinli, iyi teçhiz edilmiş milli bir orduya sahipti. Tilly, 1631 Mayısında Magdebur’u yağmalayıp, yerle bir edince, Isveçliler de Baltık Denizi kıyısındaki Pomeranya’ya girdi. Isveç Kralı, Saksonya ile müttefik olup, 17 Eylül 1631′de Breitenfield’de Tilly’i yendi. Ikinci Gustaf’ın Ren’e yürümesi, Fransa’yı da telaşlandırdı. Fransızlar Lorraine’ye ihtiyati askeri birlikler yerleştirdi. Ikinci Gustaf, Bavyera’yı istila ve Bohemya’yı tehdit etti.

Danimarkalı kumandan Wallenstein’i, 16 Kasım 1632′de Lützen’de yendiyse de, Ikinci Gustaf bu savaşta öldü. Wallenstein, Bohemya tacına göz diktiği şüphesiyle, 25 Şubat 1634′te öldürüldü. Imparatorluk için Isveç tehlikesi devam ediyordu. Şansölye Oxenstierne, General Bernhard on Weimar’ın emrine verilen orduyu toplayarak, 23 Nisan 1633′te Protestan prensleriyle bir koalisyon kurmuştu. Alman prenslerinden kurulu, Heilbroon Birliği; 5-6 Eylül 1634′te imparatorcularla Ispanyolların Isveçlilere karşı Nördingen’de zafer kazanmalarıyla dağıtıldı. Isveçliler, Main’in ötesine çekilip, 1635′te Saksonya bütün birliklerin dağılması esasını getiren Prag Antlaşmasını imzaladı. Fransız Richelien, Birleşik Eyaletler karşısında hareket serbestliğine kavuşan Imparatorun müdahalesini önlemek için Şansölye Oxenstierne ile 28 Nisan 1635′te ittifak kurdu. Richelien, 19 Mayıs 1935′te Ispanya’ya Kutsal Imparatorluk da, 1636′da Fransa’ya savaş ilan etti. Ispanyollarla Imparatorcular Saint Jean de Losne’yi kuşatıp, Corbei’yi alarak, Paris’i tehdit etmeye başladılar. Saint Jean de Losne direnişi ve Corbei’nin geri alınması, 1638′den sonra Bernhard Von Weimar tarafından Alscae’da ve Isveçli Baner’in Almanya’ya saldırıları, Kutsal Imparatorluğun durumunu düzeltti. 1639′da Bernhard Von Weimar’ın ölümüyle, Fransa onun ordusuna sahip olarak, Alsace’ı işgal edip, 1641′de Isveç ile ittifakını yeniledi. Fransız Richelieu, Ispanya’ya karşı, Portekiz ile Katolonya’yı isyana teşvik etti. Fransa, 1640′ta Arras ve Perpignan’ı işgal ederek, 1643′te Rocrai’de ücretli asker olan Korkunç Ispanyol Tercio’yı yendi. Isveçliler de 1645′te Almanya, Bohemya ve Moravya’yı geçerek, Viyana’yı tehdide başladılarsa da, Saksonya’ya çekildiler. 1645-1648 yılları arasında Güney Almanya’da ileri yürüyüşe devam ettiler. 1647′de Bavyera’yı antlaşma istemek zorunda bıraktılar. Bu gelişmeler ve Alman prens ve prenslik şehrinden baskı gören imparator, 1640 yılından itibaren Brendenburg ile Saksonya’nın fiili desteğini kaybedince; 1644′te Fransa, Isveç ve müttefikleriyle Münster ve Osnmabrück’te sulh görüşmelerine başlamıştı. Bu görüşmeler 1648′de Vestfalya Antlaşmalarıyla sona erdi. Otuzyıl Savaşlarının sonu kabul edilen 1648 Vestfalya Antlaşmalarıyla, Kutsal Imparatorluğun iktidarı zayıfladı. Almanya’nın Fransa ve Isveç tarafından kontrolüne imkan verildi. Ispanya, 1648′de Münster’deki antlaşmayla Birleşik Eyaletlerin istiklalini tanıyınca; Fransa ile görüşmeleri reddetti. Bu durum savaşı neticelendiren antlaşmaları tehlikeye düşürdü. Ispanya’nın saldırılarını Fransa püskürttü. 1658′de Ingilizler de Ispanyolları yendiler. Ispanya 1659′da Ren Birliğiyle Pireneler Sulh Antlaşmasını imzaladı. 1660-1661′de Birinci Kuzey Antlaşması imzalanarak anlaşmazlıklara son verildi.

Otuzyıl Savaşları neticesinde Kutsal Imparatorluk parçalandı. Milyonlarca insan öldü. Savaş öncesi nüfusu on altı milyon olan; Bohemya, Bredenburg, Pomeranya, Rheinland bölgelerinin nüfusu altı milyona düştü. Almanya’nın, dünya siyasetinden 19. yüzyılın ortalarına kadar çekilmesinin sebebi Otuzyıl Savaşlarının getirdiği; katliam, yağma ve yıkımdır. Fransa ve Isveç toprak kazandı. Habsburg ve Bourbon hanedanlarının düşmanlığını daha da artırdı. Ispanya dahil, savaşa katılan devletlerin hazinesi boşalıp, iktisadi çöküntü başladı. Iç savaşın getirdiği yağma ve yıkım ülkelere çok pahalıya maloldu. Diğer taraftan bu mücadeleler savaş sanatına ve sanayinin gelişmesine yolaçtı. Ordular toplar ve fitilli tüfeklerle donatıldı. Silahların çeşitleri gelişti. Topçuluk piyade sınıfından ayrıldı. Avrupa’da süvari birlikleri kuruldu. Milli ve daimi ordular kuruldu.

Otuz Yıl Savaşları, 1618-1648

Katolik ve Protestan davası üzerinde Alman topraklarında sürdürülen bir dizi uluslararası ve iç savaş (1618-1648). Savaşın nedenine bakıldığında, 1555 yılında yapılan Augsburg anlaşmasının uygulamada yürümediğini görüyoruz. Bu anlaşma her devlete vatandaşlarının dinini belirleme yetkisini tanımıştı. Ancak protestanlar anlaşmanın başarısızlığa uğradığını gördüklerinde, haklarını savunmak için aralarında birlik kurdular ve 1618′de başlattıkları ayaklanma, Otuz Yıl Savaşlarının başlangıcı sayılır. Protestanlar dışarıdan destek sağlamak için Ingiltere, Fransa ve Hollanda nezdinde girişimlerde bulundular. Katolik Alman devletleri ise 1609′da Kutsal Roma Imparatoru’nun desteği ve Bavyera’nın önderliğinde birleştiler. Savaş, oluşan bu iki kamp arasında başladı. Bunun sonucu da, savaş karmaşık bir hal aldı. Savaş bir kere Katolik ve Protestanlar arasında bir Alman Iç Savaşı, diğer taraftan da Kutsal Roma Imparatoru ile bağımsızlıklarını sağlamak için çabalayan üye devletleri arasında sürdürülen bir savaş niteliğini aldı. Ayrıca işin içine Fransa, Habsburglar, Ispanya, Hollanda, Danimarka, Isveç ve Transilvanya’nın karışması, savaşın uluslararası bir nitelik almasını sağladı. Savaş Protestanlar’ın zaferi sonucu 1648 tarihli Westphalia (Vestefalya) barışı ile bitmiştir.

Savaş sonunda, Avrupa güç dengesi tamamen değişmişti. Ispanya Batı Avrupa’daki üstünlüğünü yitirmiş, Fransa Avrupa’da en güçlü hale gelmişti. Isveç, Baltık denizinde üstünlük sağlamış, Flemenk Cumhuriyeti bütün ülkeler tarafından bağımsız bir cumhuriyet olarak tanınmıştı. Kutsal Roma Imparatorluğu’na bağlı bütün devletler tam bağımsız hale gelmişlerdi. Kilisenin gücü sınırlandırılmış, Augsburg barışının hükümleri yinelenmiş ve Almanya’da Katolik, Protestanlık ve Calvinizm geçerli dinler haline gelmiştir. Artık Avrupa, kendi yasalarına göre davaranan, kendi ekonomik ve siyasal çıkarlarını izleyen, istediği tarafta yeralan, ittifaklar kuran ve bozan modern bağımsız devletlerden oluşacaktır. Bugün anladığımız anlamda devletlerin oluşturulduğu uluslararası sistem, Westphalia Barışı ile kurulmuştur.

Protestanlar haklarını savunmak için aralarında birlik kurup 1618 yılında Bohemya’da ayaklandılar. Katolik Alman devletleri Kutsal Roma-Germen imparatoru II. Ferdinand’ın liderliğinde birleştiler. Protestanlar ise dışardan destek sağlayabilmek amacıyla Ingiltere, Hollanda, Fransa nezdinde girişimlerde bulundular. Öte yandan, Katolik Almanlar Ispanyanın desteğine güveniyorlardı. Fransa Katolik olmasına karşın Habsburg hanedanıyla mücadele içinde olduğundan dolayı Isveç, Alman ve Hollanda Protestanlarıyla anlaşarak Kutsal Roma-Germen imparatoruna karşı savaş açtılar. Bunun ana nedeni, Fransız Kralı XIV. Louis’in amacının Ispanya topraklarına veraset yoluyla sahip olarak Kutsal Roma-Germen topraklarında ilerlemeye devam etmek istemesiydi. Böylece, Fransa Avrupa kıtasına hakim olacak ve Amerika kıtasındaki sömürgelerin yeni efendisi bir deniz gücü olacaktı. Bunun içinde doğal olarak ilk önce Fransa’yı çevrelemiş olan Katolik Ispanya ve Kutsal Roma-Germen Imparatorluklarıyla mücadele etmek zorunda olacaktı. Protestanların Katolikleri mağlup etmesiyle birlikte 1648 yılında Westphalia Barış Antlaşması imzalanarak Otuz Yıl Savaşları son bulmuştur. Buna göre:

1. Kutsal Roma-Germen Imparatoru Almanprenslerin dinsel-politik serbestliklerini tanıyacaktı

2. Almanya’da Katolikliğin yanında Protestanlık ve Kalvinizm geçerli mezhepler olacaktı.

3. Flemenk Cumhuriyeti bağımsız hale gelecekti.

Böylece, Uluslararası hukuk bakımından Kutsal Roma Germen imparatorluğunun parçalanmış ve Alman prenslerinin bağımsız hale gelmişlerdir. Böylece Avrupa kıtasında güç dengesi tamamen değişmiş oldu. Ispanya Avrupa’daki üstünlüğünü kaybederken, Fransa en güçlü devlet haline gelmiş ve Isveç Baltık Denizi Bölgesinde hakimiyetini kurmuştur. Bununla beraber, daha önceki uluslararası toplantılar dinsel nitelikteyken, Westphalia devlet, savaş ve iktidar sorunlarının tartışıldığı laik bir konferans olmuş ve toplantılar sırasında Papalık temsilcisi dinlenilmediği gibi antlaşma metni Papaya imzalattırılmamıştır. Dolayısıyla, kilisenin politik gücü iyice sınırlandırılmış ve Avrupa kıtasında kendi kanunlarına göre davranan, kendi milli politik ve ekonomik menfaatlerini gözeten, ittifaklar kuran ve bozan modern bağımsız devletler oluşmuştur. Bugünkü anlamda devletlerin oluşturduğu uluslar arası sistem Wstphalia Antlaşmasının sonucudur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir